Geçenlerde bir arkadaşım aradı, aynı zamanda da birkaç yıldır velim. İki oğlu var. Büyük olan, Fransız okullarından birinde lisede, diğeri bir devlet okulunda ilköğretim 5.sınıfta. Biz, her ikisine de bazı derslerden destek v eriyoruz.Yani 2 çocuğunu da iyi tanıyorum. Büyük başarılı bir öğrenci. Küçük ise sevimli, neşeli, sosyal ama derslerinde başarılı olabilen bir öğrenci değil. Çünkü o bir dislektik.

Arkadaşım, çocuğundaki farklılıkları çok erken fark etmiş, karalar bağlayıp onu kaderine terk etmek ya da bu farklılıklara yok varsayıp kendini kandırmak yerine hemen gerekeni, araştırıp, yapmaya başlamış, bilinçli, soğukkanlı ve entelektüel bir anne. Haftada 2 gün evde bir uzman ile özel eğitim çalışmaları yapılıyor, öğretmenin gelmediği günler anne bu çalışmaları sabırla sürdürüyor ve hafta sonu bizim dershanemizden destek alıyorlar. Durum kabullenilmiş, gerekenler yapılmış her şey yolunda.

Ancak, geçen hafta sınıf öğretmeni anneyi çağırmış; bu yıl 6. Sınıfa geçeceği, her branştan farklı öğretmenle çalışmaya başlayacağı için “isterseniz çocuğunuzu bir özel okula alın” demiş. Böylece bölgelerine yakın özel okullara ziyarete başlamışlar. Aradıkları; çocuklarını olduğu gibi kabul edecek, destek aldığı özel ders öğretmenleriyle ve anneyle işbirliği yapmaya “peki” diyecek, samimi, güvenli bir yer.

Görüştükleri okullardan biri, hepinizin bildiği, yurt içi ve yurt dışında şubeleri olan 1000 lerce çocuğun emanet edildiği bir kurum. Yaşadıkları bölgede bir şubesi var, az sayıda öğrencinin olmasını tercih ettikleri ve fiziki koşullarını beğendikleri için okulla görüşmeye gitmişler.

İlk görüşmede anne bir rehber öğretmen ve müdür yardımcısı ile konuyu açık açık konuşmuş. Bir sonraki görüşmede ise çocukla ve çocuğun evde destek aldığı öğretmenle okul yetkilileri tanışmış. Ama hem anne hem de öğretmen konuştukları sözüm ona yetkili kimselerin disleksinin ne olduğunu bilmediklerini anlamışlar, anlatmaya çalışmışlar. Bu görüşmelerden birkaç gün sonra okuldan anneyi arayarak “çocuğunuzu kabul edemeyeceğiz” demişler.

O bir anne. Farklı olandan korkan, öğrenme güçlüğünü, davranış bozukluğu ile karıştıran, bir çocuğun geleceğinin bir ailenin, bir ulusun yani hepimizin geleceği olduğunun farkında olmayan bir eğitim kurumunun sözüm ona eğitimcileri; onun en kıymetlisini, masum yavrusunu reddetti. Hem de hiçbir gerekçe göstermeden. O bir anne. Haklı olarak kırgın ve kızgın. Bu hoyratlığı hangi anne umarsızca karşılayıp sineye çekebilir?

Ertesi günlerde, yönlerini halen okumakta olduğu devlet okuluna çevirdiler. Okul müdürü, öğrencisinin okulunu tercih etmesinden mutlu ve yardımlaşmaya hevesli . İçleri rahatladı.

Şimdi her şey yoluna girdi girmesine de annenin ağzındaki bu buruk tadın geçmesi zaman alacağa benzer.

Elbette, herkes, disleksinin ne olduğunu bilmek zorunda değil. Ama bir eğitim kurumunda çalışan özellikle de psikolojik danışmanlık ve rehberlik uzmanı olan herkes bu ve benzeri öğrenme güçlüğü problemlerini çok iyi bilmek zorunda.

Her okul, her öğrenciyi almak zorunda değil. Ama her okul, ister devlet, ister özel okul olsun, üslubuna dikkat etmek, dışlayıcı değil kapsayıcı olmak zorunda.

Her şeyden önemlisi bir eğitimci, bir anneyle, bir çocukla empati kurmak zorunda.

Şimdi size, özellikle de eğitimci veya anne baba olanlarınıza bir film önereceğim. Bir de dernek adresi veriyorum. Bilgilenmenize yardımcı olacağını umuyorum.

Filminin adı; “Yerdeki Yıldızlar” yönetmen Aamir Khan

http://www.vizyonfilmizle.org/10135-taare-zameen-par-yerdeki-yildizlar-izle.htm http://disleksidernegi.org

Nisan 8, 2018
  • 0
  • 0

Add Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *